yıkım ekibi etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
yıkım ekibi etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

Bir gecekondu ve kömür sobası

Biraz önce yine çok değer verdiğim bir arkadaşımla Messenger üzerinden sohbet ederken, kendisi bana "Gecekonduda yaşadığımızı biliyorsun zaten Günay" gibi bir cümle kullandı. Bu cümle, benim o kadar hoşuma gitti ki, o anda o kadar acayip hisler belirdi ki içimde, sanırım anlatamam.

Ben, gecekonduda yaşamak istiyorum. Bir apartman dairesinde yaşamak istemiyorum. Aileme bağımlı iken gecekonduda yaşayamadım; evlenince belki yaşarım. İlerde çok zengin olsam bile, mutlaka bir tane gecekondu evim olmalı diye düşünüyorum. Benim gibi birçok kişinin olduğuna eminim; ama benim istediklerim sanırım ayrıntılarda gizli biraz da.

Gecekondunun birkaç tane odası olmasın. Mümkünse sadece 1 tane odası olsun. Büyük bir oda; ama sadece bir tane. Hep kış olsun, hiç hava ısınmasın. Odada bir kömür sobası olsun. Ve herşey o anda başlasın...

Kömür sobası... Kömür sobası, hiç sönmesin. Sürekli yanar vaziyette olsun. Elektrikler gitsin. Dışarıda kar yağıyor olsun. Kömür sobası hem üşüyen bedenimizi ısıtsın, hem de karanlığa boğulan odayı aydınlatsın. Sobanın üzerinde, çaydanlık olsun. Çaydanlığın içindeki su fokur fokur kaynasın, biz sesini duyabilelim. Sobanın içindeki ateş, soba kapağındaki deliklerden çıkıp tavana yansısın. Gözümüz ara sıra takılsın tavana da.

Türkülerimizi söyleyelim. Hiç utanmayalım. Karanlık nasıl olsa... Hem kimden utanacağız ki? İçimizdeki saflık, türkülerimize yansısın. Öylece içten olalım, öylece doğal olalım.

Sabah olsun; açınca pencereyi, beyaz bir örtüyle karşılaşalım. Geceden yağan kar, yolları kapamış olsun. Ama biz yine de mutlu olalım. Sobamız hala yanıyor nasıl olsa. Kahvaltı için, sofra bezini yere serelim, sobanın dibine. Dilimlediğimiz ekmekleri, sobamızın üzerine koyalım. Ekmeklerimiz kızarsın, yiyelim soğumadan. "Paylaşmak" bizim için en önemli kelime olsun. Herşeyi ama herşeyi paylaşalım. En başta ekmeğimizi ve umudumuzu paylaşalım.

Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenelim. Bizi en çok mutlu eden "şey"ler maddi değeri olan "şey"ler olmasın. Mesela, o komür sobası bizi hep mutlu etsin. Aynı sofrada oturabilmek, aynı odada kalabilmek, aynı türküleri sevebilmek ve en önemlisi de aynı kömür sobası ile ısınabilmek bizi mutlu etsin.

Ve birgün... İş makinalarının sesiyle uyanırsak, ekmekleri paylaştıran ellerimiz, kucağımızdaki "taş"ları da paylaştırsın. O taşlar, umutlarımız olsun ve yağsın mutlu yuvamızı yıkmak isteyenlerin üzerine.

Bu anlattıklarım kimilerine "delice", kimilerine "gereksiz" gelebilir ama biliyorum ki birçok kişi sadece bu yazdıklarımı bile okuyarak ve anlattığım evi düşünerek mutlu olabilmiştir. Ben, yazarken bile nasıl heyecanlandım, içim nasıl kıpır kıpır oldu anlatamam.

Sorunlu bir insanım, kabul ediyorum.

Kib Öpt By!

Devamını okuyun...