disko kralı etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
disko kralı etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

Disko Kralı ile 90'lı yıllar

Son haftalarda en keyif aldığım Disko Kralı'nı izledim. Bu yazıyı neredeyse sabah yazıyorum ama kesinlikle izlemeye değer bir programdı. Programın konusu da 90'lı yıllardı. Genellikle 90'lı yıllarda izlediğimiz programlardan, dinlediğimiz müziklerden, giydiğimiz kıyafetlerden bahsedildi.

90'lı yıllarda çocuktum bende. O nedenle bu program daha keyifli gelmiş olacak bana. Programda genel anlamda bir hüzün vardı; bu hüzün kısmen bana da yansıdı. Gerçekten o günün parçalarını yeniden dinleyince üzülmemek ve o günlere özlem duymamak elde değil.

O yıllardaki klipler bana ne kadar ilginç geldiyse, o kadar da temiz geldi. Bu yıllarda çekilen kliplerden bir şikayetim yok ancak 90'lı yıllar çok farklıymış ya.

Dün gece de eski albümlere bakmıştım. Albüm dediğim hepimizin evinde olan fotoğraf albümleri. O yıllarda çekilmiş anlık resimler bile bana inanılmaz saf geldi. Tertemizim böyle, biliyorum o yıllarda içim pak; hiçbir kötülük görmemişim, kimseye bir kötütük yapmamışım. Kirlenmemişim.

Emre Aydın, bir parçasında "Gülüşlerim vardı benim, ben kimim, ben nerdeyim?" diyor ya; işte bu sözcükler şu anki ruh halimi betimliyor. Yine gülüşlerim var da benim sanki gerçekten gülümsemiyormuş gibi hissediyorum kendimi. Eski fotoğraflarıma baktıkça ki genellikle 10 yaş civarımdaki resimlerimdir bunlar, "asıl gülüşlerim" onlarmış diyorum. Gerçekten de ben kimim ve nerdeyim diye sorguluyorum içten içe.

Yeniden 90'lı yıllara dönmek istiyorum ben ya. Elime misket alıp, toprakta oynamak istiyorum. Sümüğüm aksın da koluma süreyim. Rica ediyorum, birisi beni o yıllara götürsün. Son birkaç yılımı yeniden yaşayayım ya da. O da olmazsa zaman makinesini icat edin lan acilen. Offf tamam canım tamam sustum, gözlerim kapanıyor zaten :)

Kib Öpt By!

Devamını okuyun...

Uyuklamak, uyuya kalmak, uyumak

Saat 4'e doğru gelirken yazıyorum ki daha doğrusu yazamıyorum. Daha erkenden yazacaktım hatta birkaç saat önce yazacaktım ki Disko Kralı'nı izlemeye başladım. Az önce de uyukladığımı farkettim ve fırladım bu sayfayı açıverdim. Maksat bir şeyler karalamak.

"Hayat", iyi gidiyor sayılır. Daha da iyi gitmesi için elimden geleni yapmam lazım, mesela şu an uyumak için yatağa yönelmek, hayatımın daha iyi gitmesi için bir ayrıntı olabilir. "Ne diyorsun lan sen?" demeyin nitekim uyku sersemiyim. Gözlerim kapanıyor, nedir lan bu işkence? :) Gittim...

Kib Öpt By!
Devamını okuyun...

Bir garip bebek ve Disko Kralı

Oha yaa bugün de yazmak gece 4 buçuklara nasip oldu. Neyse, bugün bahsedeceğim 2 şey var. Birisi yine otobüste geçen bir durum, durum derken bir "bebek" ile alakalı şey. Diğeri ise yazımı, bu saatlerde yazmama sebep olan Okan Bayülgen'in yeni programı Disko Kralı. Öncelikle yukarda resmini gördüğünüz bebekten bahsedeyim. "Akşam"ın "gece"ye bağlandığı vakitlerde otobüse binen 3 kadın ve kadının birisinin sırtına bağladığı bir bebek. Kadınlara yer verdik arkadaşlarla, bebekli olan benim yerime oturdu. Ulan bebeğe baktım da, sanki diyordu ki bana "Bir yaşında bile değilim ama senden çok çektim."

Gözleri filan çok acayipti, sanki büyük bir insanın gözleri gibi bakıyordu. Hani hayattan umduğunu bulamayan, karamsar bir insanın gözlerini bu bebeğe monte etmişler gibi. Alın bir fotoğraf daha bu paragraftan sonra, böyle acayip bir bebekti. Dişleri, henüz çıkmaya başlayan; hep beni izleyen bir bebek. Havanın serin olmasına karşın elleri sımsıcacık bir bebek. Bu arada kadınlar da sanki Kurtuluş Savaşı'nda cepheye mermi taşıyan kadınlar gibiydi. 1900'lü yılların başından kalmış gibi kıyafetler, ellerinde muhtemelen seyyar vaziyette sattıkları kap kaçaklar; bir garip.
Not: Arkada bazen sırıtan, bazen esrarengizce bakan dayımsı amca kim bilmiyorum, neden bizi izlemiş onu da anlamadım. Hatta fena halde kıl kaptım. Yeni farkettim. Kim lan o?

------Burada bu konu bitti, yeni konu Disko Kralı:)-------

Evet, ben ismini duyunca programın aklıma acayip şeyler geldi. Gecenin bir vakti, gayler sahneye çıkacak, parlak kıyafetleriyle bizlere gösteri sunacak, biz de dumur olacağız, "Okan Bayülgen yine yaptı yapacağını, televizyonlarda çığır açtı" diyeceğiz. Falan da filan. Ama yok, bildiğimiz eski, klasik Okan programı. Ha Zaga, ha Televizyon Makinası, ha Makina, ha Disko Kralı... Ha ha ha:)

Nedendir bilinmez seviyorum artık Okan Bayülgen'i. Aslında nedenleri var ama bende kalsın. Samimi geliyor böyle, içten geliyor böyle, farklı geliyor böyle... Öyle yani...

Zaten yorucu bir gündü. Bir an önce uyusam da rüya filan görsem lan di mi? Uykum bile dolu dolu olsun. Yattım ben!

Kib Öpt By!

Devamını okuyun...

Özgü Namal falan da filan!

Okan Bayülgen'in yeni başlayan programı "Disko Kralı"nın ilk bölümü yayınlandı ve ben de izledim. Ne 1 yıl aradan sonra ilk programına çıkan Okan Bayülgen umrumdaydı, ne de programın "kendisi, formatı" umrumdaydı. Beni, orada oturan Özgü Namal ilgilendirdi genelde.
İnsan dediğimiz şeylerin bazıları çok sempatik olur, bazıları çok öküz. Bu sempatik olanlardan. Bazıları çok neşeli olur, bazıları çok huysuz. Bu çok neşeli olanlardan. Bazıları çok cahil ve boş olur, bazıları kendini geliştirir "kültürlü" olur. Bu kültürlü olanlardan. Bazılarının bir dünya görüşü bile yokken, bazıları dünyayı sorgulayarak bakar. Bu sorgulayanlardan.

Güzel bir de ya Özgücan. Sanırım televizyon dünyası dediğimiz ne idüğü belirsiz alemde, en beğendiğim insanüstü yaratık bu ablam. Gelsin bizim eve, böyle saçmalasın filan. Yersiz espriler yapsın, hatta yellensin, iğrençleşsin. Ama gülsün, hep gülsün; gülmek yakışıyor bu insana benzemeyen "şey"e.

Bir de hep çocuksu kalsın bu abla. Bakın abla diyorum, kötü gözle bakmıyorum -ki hiç huyum değildir(!)- ama programda bir şey dikkatimi çekti. Bu bir kıyafetimsi elbise giyinmişti ki, afedersiniz gtü görünüyordu neredeyse. Ulan ben hiç böyle sırt dekoltesi ebesinin damı kadar olan ve ısrarla "çocuksu" diye nitelendirilen bir "abla" görmedim. Sinirlendim pardon! Elim ayağım titriyor ya!

Burdan kendisini uyarıyorum ki muhtemelen okuyacaktır. (eşek değil ya) Bir daha öyle "kadınım, seksiyim, sevişebiliyorum" ayaklarına yatıp da saçma sapan şeyler giyme. Bu uyarımı çok ciddiye alacaksın biliyorum ama sadece ciddiye alma, aynı zamanda ciddiyeti pratiğe de dök ve kara çarşaf giy. Sadece gözlerin görünmesin, gözlerini de kapat; ağzın görünsün yeter. Çok güzel gülüyorsun lan Özgü!

Bir de itiraf etmeliyim ki, -programı izleyenler bilir- Özgü, programı erkenden terketmek zorunda kaldı; bunun sebebi tamamen kıskançlığımdır efendim. Yönetmen olan Rahşan Hanım'a bir şekilde ulaştım ve dedim ki Özgü'ye kıyafeti için çok kızdığımı söyleyin. Kendisi bana "Şu an canlı yayındayız nasıl söylerim?" gibi saçma sapan şeyler söyleyince bir an hışımla bağırarak "Not yaz ver ulan o zaman moron!" diye böğürdüm ve notu yazıp Özgü'nün eline sıkıştırıverdi. Bunu okuyan Özgü, programı terketmek zorunda kaldı. Dikatli izleyiciler durumu farketmiştir ve "Aha bizim Günay, müdahale etti duruma" demiştir. Ben farkedemeyen gerizekalı arkadaşlar için durumu izah edeyim dedim.

Kib Öpt By! (Sadece Özgü'ye "özgü")

Devamını okuyun...