Şöyle bir yazı var; başkasına ait olan:"Her ne olursa olsun bir koku; yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı." demiş Aziz Nesin Usta. Sürekli duyduğumuz bir koku da olmak zorunda değil bu, bazen tek nefeslik bir koku da ustanın bahsettiği yaşama hissini verebilir; bir ömür. Bir gece yarısı uyandığım sıra, ben farketmeden, geceleyin yüzüme yaklaşmış bileğimden sızan ve sadece benim farkedebileceğim o kokuyu duyduğum an, yani ilk o zaman anladım bunu ben. Beyaz taşlı, siyah lekeli, taa memleketimden gelen; dünyanın en güzel insanının hediyesiydi bileğimdeki. Dünyanın en güzel insanı kokuyordu. İşte çok zaman önce bir gece yarısı dedim ben de "yaşıyorum" diye; "yaşatılıyorum" diye.
Tek bir kokunun hakimiyetinde ama başka kokularla da süslenmiş soluklar doluyor ciğerlerime artık. Mesela, siz hiç karpuzlu votka kokan birini gördünüz mü? Ben gördüm.
Bir adım yaklaşırken karşımdakine, vücudunun ısısından mı, kollarım yanıyormuş gibi hissediyordum ondan mı, koku kendini gizlemek mi istiyordu bilmem, nereden geldiğini anlayamadığım o muhteşem karpuzlu votka kokusu bir baş dönmesiyle girdi kanıma. Ne olduğunu kavrayamadım önce, bunun bir yanılsama olduğunu düşündüm. Sonra baktım koku yanımda yürüyor hem de mavi lekeli. Yaşatıyor beni o koku, kan oluyor damarlarıma. Garip işte, karmaşık...
Anlattıklarımı önce kendim anlamalıyım değil mi? Peki kim cesaret edebilir bu yakıcı hissi anlatmaya? Farkında değilsiniz belki ama dünyanın en güzel yenilmişliği bu. Anlatamayacağım kadar çok şeye sahip olmam, en büyük özelliğim benim ve en önemlisi; karpuzlu votka kokusunu bir ben biliyorum. Şimdi yanımda istiyorum ben o ten kokusuna karışmış muhteşem aromayı. Özlem, en ummadık anda çıkınca insanın karşısına, koku bir nebze olsun yarıyor hasret gidermeye. O yüzden diyorum ki ben: bir şey olsa ve hep aynı koksa; bir kolye gibi taşısam boynumda, benim olsa. Nefesimi kesse hep, kelimelerimi silse. Rüzgar, yağmur ve insan kokusu. Üzerimde bu kokunun parmak izi. Bu koku eşyalarımda. Sahip olduğum en büyük armağanın hediye paketi...
Ne yapmalı nasıl etmeli? Beynimde, belleğimin en sağlam yerinde, sadece küçük bir hatırlatmayı bekleyen ve nice duyguyu ayaklandıran, soluğuma sevinç katan bu kokuyu nasıl tanımlamalı? Karar veremedim, zaten benim küçük kelimelerim binlerce yıl uğraşsa da bulamaz bu boşluktaki doğru yeri. Kolay değil yüreğimi darmadağın eden bu kokuyu anlatmak. Şarkılar bahsetmiyor kokulardan; kokular anlatılmıyor zaten, nefes olup kalıyor genzimizde.
"Her ne olursa olsun bir koku; yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı." demiş ya Nesin Usta. Beni de yaşatan bir koku var ki; yokluğu can alır varlığı can olur. Beni de yaşatan bir koku var ki; ben o kokmak istiyorum.
Çok anlattım, yani demem o ki; karpuzlu vokta kokusunu bir ben biliyorum.
"Benim biricik sevgilim"
Kib Öpt By!
4 Cevabımsı:
kokular imza gibidir. eskiden gelen ve eski bir dostu hatirlatan bir kokuysa insanı derinlere daldirir. guzel koku, kokan kisiyle ozdeslesir. tabi kotu kokuysa keske ozdeslesmeseymis dersiniz :D
Senin biricik sevgilin güzel yazmış...
O da senin gibi desene...
Yazar yazar durursunuz artık... :)
biliyorum o duyguyu, yolda yururken birden duyuyorum, bana bisileri hatirlatiyor, bisileri ozletiyor belki. cok tuhaftir, uztunde uzun uzun dusundugum bi konudur 'koku'..
artık sen yaz hep emek :D kim cesaret edebilir ki buna dimi :) koku hayatımda yaşamadığım bişr şey ! çünkü bende koku alma problemi war.. o yüzden bu kadar arkdaşım olbilri :D
Yorum Gönder
Yorum yapmak için "Yorumlama Biçimi" bölümünden "Adı/URL" bölümünü seçiniz. "URL" yazmanız şart değil ancak "Ad" bölümünü doldurun ki sizi adamdan sayalım. Öhö öhö!