Fikrimi değiştirdim. Bu film, aslında izlediğim ikinci üç boyutlu film değil; yani bu şekilde tanımlamak doğru değil. Çünkü önceden izlediğim "Sevgililer Günü Katliamı" isimli film, az evvel izlediğim "Avatar"ın yanında filmden bile sayılmaz. O nedenle, Avatar'ı izlediğim ilk 3 boyutlu film ilan ediyorum. Bu konuda itirazı olan yoksa, başlayayım anlatmaya. Ayrıca belirteyim, filmi izleyecek olanlar, benim bu yazımla pek ilgilenmesin.
Avatar, dünyanın en pahalı filmi. James Cameron, bu filmi 15 yıl önce düşünmüş; ancak o zamanlar 3D teknolojisi yeterinde gelişmiş olmadığı için beklemiş de beklemiş. Sonra, uygun teknoloji gelişince, koyulmuş işe Cameron. Bahsettiğimiz film, 387 milyon dolarlık bir film.
3 boyutlu bir film izleyeceğiniz için, sinema salonuna girmeden önce elinize bir gözlük veriyorlar. Bu gözlük sayesinde, perdedeki görüntüyü 3 boyutlu olarak görüyoruz. Benim aklıma takılan konu ise biraz daha farklı: Cinebonus sinemalarında, söz konusu gözlüğe sahip olmak için 1 buçuk TL ödüyoruz. Çıkışta da "Gözlükleri bırakırsanız seviniriz." diye geveleyen bir görevli ile karşılaşıyoruz. Tabii ki "Gözlüğümüz içeride kaldı valla." numarasına başvuruyoruz ve transit olarak geçiveriyoruz. Üçkağıtçılığın da bu kadarı. Önce gözlüğünün parasını ver, daha sonra yeniden gözlük parası vermek için gözlüğü aldığın kişilere teslim et. Bi siktirin gidin Kazakistan'a kazak alın da gelin. Bu ne lan?
Neyse efendim. Filme girdik ve izlemeye başladık. Önceki cümlede kullandığım "Filme girdik" sözü, tamamiyle gerçek. Gözlüğümüzü taktıktan sonra, film perdede döndükten sonra; tam anlamıyla filmin oyuncuları biz oluveriyoruz. Yalnız Pandora gezegenindeki insanımsılar mavi renkliler; ama olsun. Onlar da bizden oluveriyorlar. 3D mucizesi ile. Zaten halkların kardeşliğine inanan herifleriz, mavi yaratıklar filan hikaye:)
Filmi izlemeden önce, filmin konusu için birçok kişinin eleştirisini okumuştum. Konusunun çok klasik olduğunu ve daha önce birçok aksiyon filminde işlendiği falan filan anlatılageliyordu. Haklılar da; ancak olaylar başka bir gezegende, başka bir doğada, başka hayvanlar eşliğinde geliştiği için bu klasik konu unutuluyor, insan filme kendini kaptırıyor. Öyle ki koskoca kovaya sıkıştırılmış patlamış mısırı, hızlıca zıkkımlanıyor:) Kola olmazsa olmaz tabii.
Filmin içeriği ile ilgili bilgi vermemeye çalıştım; her ne kadar yazımın başında "Filmi izleyecek olanlar, benim bu yazımla pek ilgilenmesin." desem de. Şu an yazacak durumum da yok; ancak söylemeden edemiyorum ki, "ABD emperyalizmi, başka gezegenlerde de aynı ve kahpece." Adamlar dünyayı bitirip başka gezegenleri işgale gidiyor, düşünün. İşgal nedenleri de yine aynı. Değerli bir maden. Yuh cidden de:)
Tavsiye ettiğim yegane filmlerden birisidir. Filme verdiğim puan, 10 üzerinden 7-8 arası bir şeydir. İMDB puanı, şimdiden 10 üzerinden 8.9 zaten. Yani izlemeye fazlasıyla değer bir film. 3D gözlüğünü çalmayı unutmayın.
Kib Öpt By!
2 Cevabımsı:
Pek belirtilmese de, olaylar 1154 yılında gelişiyor.
Video günlüklerinde; sağ alt kısımdaki tarih kısmında yazıyor bu yıl. İzleyecek olanlar anlar ne demek istediğimi:)
İzlemeye değer film ben de tavsiye ederim.
Yorum Gönder
Yorum yapmak için "Yorumlama Biçimi" bölümünden "Adı/URL" bölümünü seçiniz. "URL" yazmanız şart değil ancak "Ad" bölümünü doldurun ki sizi adamdan sayalım. Öhö öhö!