Hayvan katliamı nasıl yapılır?

Çocukken hepimiz, şimdi yapamayacağımız delilikler yapmışızdır. Bu delilikleri şimdi anımsayınca bile "Nasıl yaptım ya?" diye söylenebilirsiniz, şaşıra şaşıra bir hal olursunuz. İşte bu deliliklerden bir kategori sunacağım size. Çocukken öldürdüğüm hayvanlar. "Ne kadar canimişsin!" deyip de sinirimi bozmayın; nitekim ne diyorum? Çocuktum canım çocuk.
Öldürdüğüm binlerce karınca, yüzlerce sinek ve yine bir o kadar çeşitli böcekgilleri saymayacağım size. Daha büyük hayvanları, nasıl öldürdüğümü ya da öldürdüğümüzü anlatacağım. "-müz" dedim çünkü bazı hayvanları, arkadaşlarımızla birlikte öldürüyorduk.

Hayvanseverler sakın burada nefretlerini kusmasınlar bana. Aslında okuyacaklarınız, "nefret kusmaya müsait" şeyler ama çocukken insan, düşünemiyor ki ne doğrudur ne yanlıştır diye. Hemfikirsek başlıyorum. Benden nefret edenler daha da nefret edeceklerdir. Neyse efendim.

Bir gece ailemle düğünden geliyorduk. Ev kapısı değil de binamızın dış kapısının açık olduğunu görmüştük. Aile bireylerinden içeriye en son ben girecektim. Herkes içeri girer, ben de girerim ve tam kapıyı kapatacakken, kapı aralığındaki "birşey"in, kapıyı kapatmama engel oluşturduğunu anlarım. Önce bakarım "Ne acaba?" diyen gözlerimle, sonra anlarım ki bir kurbağa. Zaten kapıyı kapatma çabalarım sırasında, belli ki ölmüş ya da ölmek üzere; hareketsiz bir vaziyette. Nasıl bir zeka, nasıl bir akıl varsa bende; kurbağayı kapı aralığından çıkarmak yerine, kapıya tüm gücümle yüklenip kurbağayı öldürüyorum. Kurbağa, eziliyor; ezilirken çıkardığı pörtleme sesi. Ertesi gün Günay, oynamak için dışarı çıkar. Yengesi, küfürler eşliğinde kapı aralığında kanlar içerisinde olan kurbağanın cesedi ile uğraşıyordur.

Kaplumbağalar vardı bizim buralarda eskiden. Şimdilerde her yan koca binalarla çevrili ancak yine 8-10 yıl evvelinde kaplumbağaların bile yaşayabileceği doğal alanlar vardı. Yine de kaplumbağa bizim için ilginç bir hayvandı. Kedi, köpek gibi değil. Kaplumbağa gördüğümüz anda onları yakalar ve beslerdik. Beslerdik dediğime bakmayın, onlara özel yiyecekler vermezdik; sadece toprağı kazır ve onlara yer altında ev yapardık. Ancak hep beslemiyorduk, bazen yine caniliğimiz üzerimizde olunca, onları öldürmekten de çekinmiyorduk. Eski bir fabrika vardı bizim burada. Fabrikanın önünde derinliğini bilmediğimiz koca bir kuyu. Bir keresinde kaplumbağaya bir ip bağlayıp kuyunun derinliğini ölçmek için atmıştık kuyuya. Amaç, gerçekten derinliği ölçmekti. Kuyunun devasa derinliğini ölçüp, kaplumbağayı yeniden su yüzüne çektiğimizde şok oluyoruz. Kaplumbağanın burnundan kanlar geliyordur. O an yaşadığımız panikle, kaplumbağayı yeniden suya atarız ve aylar sonra şişen kaplumbağa yeniden su yüzüne çıkar. Sudan binbir çaba ile çıkarıp, leş gibi kokan soyulmuş kaplumbağanın dış yüzünü inceleriz. Hayretler içerisinde kalırız.

Fare öldürmeyen çok az kişi vardır sanırım. Her yakaladığımız hayvanı serbest bırakmamız için bize yalvaran komşu ve akrabalarımız, fare gördükleri an "Yakalayın ulen şunu, öldürün hemen!" deyip bizi gaza getirirlerdi. Biz de yine çocukluğumuzun verdiği heyecan ile, bir sopa kapıp düşerdik farelerin peşine. Genelde yakalayamazdık ama yakaladık mı da, tam yakalardık. Sopayı, farelerin bedenine saplar ve sokakta bir yukarı bir aşağı gezdirirdik. Bizi gören komşularımız, "Aferin" der gibi bakarlardı ve bizim de o zamanlar küçücük olan götümüz kalkar kalkar, kocakarılar gibi olurdu.

Kediler vardı bir de. Şimdilerde çok sevdiğim ve beslemek için can attığım kediler, ben çocukken çok çekmişlerdi elimden. Yakaladığımız kedilerin boynuna ip bağlardık. Köpek gibi, mahallede gezdirirdik. Bizzat katlettiğim kedi hatırlamıyorum ama kuyruğundan tutup sallayarak, duvara çarpanlar mı demezsiniz; kediyi bilmem kaçıncı kattan atıp da ölmeyince "8 canı kaldı lan he he" diye gülenleri mi demezsiniz; yoksa kedileri yakanları mı demezsiniz... Bolca cani arkadaşlarım da vardı hani. Kediler, şeytanın hayvanı; köpekler de Allah'ın hayvanıydı bizim çocuk aklımızda. Öyle öğrenmiştik sokaklardan. Oysaki tam tersidir, öyle değil mi? Kedidir Allah'ın hayvanı olan. Benim aklımda öyle kalmış. Belki de bundandı kedilerin bizden çektiği.

Şimdilerde çok sevdiğim ve birçoğunu beslemek istediğim hayvanları, zamanında az öldürmemişim. Şimdi aklıma geldikçe bile tüylerim diken diken olur da; o zaman nasıl yapmışım, çok ilginç. Çocuk olmak tehlikeli işmiş valla. Hayır nerden aklıma geldiyse bu hayvan öldürme hikayelerim? Öldürdüğüm hayvanlardan daha hayvanmışım ya. Neyse yine neyse. Sevgiyle!

Kib Öpt By!

17 Cevabımsı:

Adsız dedi ki...

kediler bendende çok çekmişti zamanında.. bir tane kedim vardı onu su saatinin yanına koyardım kapağıda kapatırdım. bazen zorla yemek yedirirdim ona açardım ağzını içine atardım domates biber. kediyi kuyduğundan tutup sallamak zaten Allah' ın emri.. bir kere halının üstüne kusup tuvaletlerini yapmışlardı duvardan duvara çarpmıştım hayvancaazları. annem götür o kediyi deyip evden kovunca 2 mizi hüzünle 15 metrelik duvardan aşağı atmıştım. ha birde benim bir manyak arkadaşım vardı aynı senin gibi kedinin boynuna ip bağlardı bunu eğitelimmi köpek gibi sopa falan getirsin demişti.. anneme ağlamıştım civciv al diye alıncada hepsini boğmuştum.. birde ölü fareleri incelerdik biz karnı yarık üstünde sinekler dolaşan fareleri.. park bayır aşağıydı bayır aşağı çamlıklar bir yolda kesişiyordu o yolun üstünde banklar vardı sonra yine aşağıya doğru devam ediyordu çamlıklar. biz soğuk su şişeleriyle ölü farelerle çamlıkların yanında bankın dibinde sinsice bekleyip sonrada parktaki sevgililerin üstüne soğuk suları döküp kafalarınada ölü fareleri atıyorduk..

şimdi öyle eskisi gibi değil.. eskiden bizim mahallede seyrek gecekondular kavak ağaçları söğüt ağaçları filan olurdu. şimdi adım başı bina ve dar sokaklar. şimdi bizim gibi piçler yok sokaklarda azizim.. artık ara sıra sokaklarda tombul yanaklı elleri etli temiz paklı çocuklar var.

Mustafa - gardoman dedi ki...

Siz çok caniymişsiniz ya.

Ben sadece bir kurbağa sudayken kafasına vurup hiç hareket etmediğini, Çekirgeleri tutup zıplamalarına yarayan bacaklarını kırıp karınca yuvasının önüne koyup orda durup izlediğimizi, sümüklü böcekleri duvara sert bir biçimde vurup kırdığımızı, yuva yapıp beslemek için köpeklerin yavrularını çalıp akşama annelerinin ulumalarını vicdan azabıyla dinlediğimizi ve sonra üşenipte beslemeye gidemediğimiz köpeklerin cesedinin parçalanmış halde etrafa dağıldığını(muhtemelen erkek bir köpek böyle yapmış.), bizden büyük abilerin bir kediyi köpeğin üzerine atmaları ve yaralı hayvanı öylece bırakmaları bizimde acı çekmemesi için onu öldürmeyi düşünmemizi, bir köpeğin üzerine işememizi ve köpeğinde beni bakkala giderken yakalaması popoma bi kafa vurmasını g.t korkusundan bakkaldan çıkamamamı hatırlıyorum.

Günay Doğan dedi ki...

Gardoman, Allah'tan ki cani değilmişsin ha :) Aman diyeyim!

Adsız, süpersiniz; biz başı boş piç gibiydik. Keşke hep öyle kalsaydık.

Sevilay dedi ki...

Şaşkınlık içindeyim:)
Sen ne zıpır bi çocukmuşsun Günay abi ya:)
Ayrıca o kamlumbağaya ip bağlayıp kuyuya salmanız ve kan geldiğini görünce bırakmanız gerçekten canilik.Sonra onun şişmesi falan ooff tüylerim diken diken oldu yazarken bile siz nasıl yapıyodunuz ya?
Neyse artık çocuk aklı diyip geçicez:)

Adsız dedi ki...

keşke..

Adsız dedi ki...

eskisi gibi olmadığı zaman bünye alışamıyor. insanın içine bir yalnızlık çöküyo be günay. o yalnızlıkla yıllarca yaşamak çok zor oluyor.

ozan dedi ki...

O kaplumbaga meselesini ben 8 yasındayken denemistim. asagı yukarı 1 metrelik bi havuz vardı. kaplumbagayı kenarına koyim dedim. icine düstü. yüzer kaplumbagadır dedim 1 hafta sonra sismis cesedini buldum ama cıkartıp kenara gömdüm. ayrıca 1 tane kediyi bi köpegin önünde attım. hamsterı bos kutuya koydum 1 hafta sonra les gibi bi koku ve nem tabakası icinde havasızlıktan gebermis. cıkarıdm dokunduum parmaktan 1 hafta o koku cıkmadı. bi kurbaa görmüstüm karnı filan desilmis ic organları dısarda ama hala canlıdı. cok ii hatırlıorum sopayla organalrını ayırmıstım bögüre bögüre gebermisti. arkadasımın ördeginin boynunuda kırmıstık beraber :D ama pismanım gene olsa gene yapmam

Doğan dedi ki...

Mümkünse görüşmeyelim cani şey :)))
Senin bu yazıyı okurken çocukluktan kalma 1-2 hatıra canlandı gözümde bende onları yazam bir ara :))

sevgi dedi ki...

offff...ne biçim bi veletmişsin sen ya.Bizim mahallede freddy nin kabuslarından fırlama bi Taşkın abi vardı onu görür gibi oldum hoş o sadece hayvanlar üzerinde değil insanlar üzerinde de çalışıyordu beni 2.kattan atmıştı. Şimdi ne iş yapıyosun Zoolog mu oldun

muratt dedi ki...

aynen varya kedileri yakalayıp köpek barınağına atıoduk,karıncaların götünü koparıp kapıştırıoduk bidestlerine bahis oynuoduk atsineklerinin kanatlarını koparıp adaptasyona uğrucakmı diodum ama hayvan ölüodu kedileri terastan aşağı atıodum döert ayak üstüne düşer die ama hayvan kafalama düşüodu heheh ne piçtik be

Günay Doğan dedi ki...

Muratt, az piç değilmişsin cidden de. Tebrikler!

Adsız dedi ki...

daha bu anlatııklarım aklıma gelen şeyler bi grup arkadaş toplanıp hamile olan köpeklerin sarkmış memelerine mermi tabancalarıyla ateş edioduk hahaha yazık wallaa ya

AZAD dedi ki...

katlıam resmen hatta vahsetul ıbret :))

AZAD dedi ki...

hayvan katıllerı hatta canıler:)) bende dıyodum nıye artık eskısı gıbı karıncalara sokakta rastlamıyorum

gardoman dedi ki...

Zamanda geri gidebilseydim herhalde o küçük beni iyi bi döverdim.Şimdi aklıma gelince düşünemiyorum bile ya:D

Bil lan bu kim . dedi ki...

çizdiin resimdeki kaplumbaanın kıçına giden ok neyin göstergesi lan

ShadowMaster` dedi ki...

2 şey diyeceğim :)

1. "Aferin" der gibi bakarlardı ve bizim de o zamanlar küçücük olan götümüz kalkar kalkar, kocakarılar gibi olurdu.

lafın beni çok güldürdü :)

2. de sen şanslısın.ileride çocuklar hayvan bile bulamayacak

Yorum Gönder

Yorum yapmak için "Yorumlama Biçimi" bölümünden "Adı/URL" bölümünü seçiniz. "URL" yazmanız şart değil ancak "Ad" bölümünü doldurun ki sizi adamdan sayalım. Öhö öhö!