İstanbul; 1929 kışı ve 1987 kışı

Şimdi "Bu çocuk ne kadar çok kardan bahsediyor" diyeceksiniz ki haklısınız ama benim kar sevdam öyle böyle değil. Aile büyüklerine sık sık anlattırırım kar hikayelerini. Hikaye dediğime bakmayın; hikayemiz "Bizim köyde 2 katlı ev kadar kar yağardı" cümlesinden ibaret :)
İstanbul'da yaşıyoruz. Burada az kar yağıyor. Son büyük kar yağışı 1987'de olmuş. O zamanlar annem ile babam yeni yeni tanışıyorlarmış. Öyle ki 5 Mart 1987 gecesi başlayan ve hala anlatılan o meşhur kar yağışında; babam, kar kış dinlemeden annemi görebilmek için sürekli onun evinin etrafında dolanıyormuş. E o zamanlar zormuş tabi :) Hayır, neden anlatıyorsam bunu :)

Bırakayım gereksiz bu ayrıntıyı da size çok ama çok şaşacağınız birkaç bilgi vereyim. Bu bilgiler İstanbul'un efsane kışlarıyla ilgili. Birçok istatistiğe inanamayacağınızın garantisini veriyorum ama belgelerle ispatlanmış yüzde yüz doğrudur bu kar ve kış istatistikleri :)

Önce Bizans İmparatorluğu zamanından başlayalım. Bizans İmparatorluğu döneminde İstanbul boğazı defalarca donmuş, halk bir yakadan diğer yakaya yürüyerek geçebilmiş. Buz kütlelerinin derinliği 30 metreye kadar ulaşabiliyormuş. 928 yılında yine boğaz donmuş ve bu sefer 4 ay boyunca buzlar erimemiş. Mayıs ayında boğazda buz kütleleri yüzüyormuş.

Osmanlı zamanında da Haliç ve boğaz birçok kez donmuş. Hatta bazı kışlar, boğazdaki buz dağlarının yüksekliği surları bile aşmış. Hayal edebiliyor musunuz, İstanbul Boğazı'ndan 6-7 katlı evler yüksekliğinde buz dağlarının geçtiğini?

Gelelim yakın tarihimize. 1929 ve 1987 kışarı. 1929 kışını hatırlayan çok az kalmıştır günümüzde ancak 1987 kışını birçok kişi halihazırda hatırlayabilir. Neyse, biz 1929'un inanılmaz istatistiklerine değinelim. :)

1929'da İstanbul'da kar yağışı neredeyse aralıksız olarak 55 gün yağmış. Bu 55 gün yağan kar, birçok günler tipi şeklinde devam etmiş. İstanbul'un bazı kesimlerinde kar kalınlığının 4-5 metreye kadar ulaştığı belirtilmekte ki bu neredeyse 2 katlı ev yüksekliğinde demek. 1929 yılında şimdinin lüks semti olarak nitelendirdiğimiz Beşiktaş'a kurtlar inmiş. Kurtlar, Zincirlikuyu'da Mehmet isimli bir ihtiyarı parçalayarak öldürmüş. Gece sokağa çıkmak çok tehlikeliymiş nitekim gece saatlerinde yiyecek aramak için şehre inen kurtları görmek, sıradan bir durum haline gelmiş. Ve 1929'un 1 Mart'ında, gece saat 02'de yine buz kütleleri Karadeniz'den Marmara'ya giriş yapmış. Bu buz kütlelerinin kalınlığı da bazı gazetelere göre 10 metreyi buluyormuş.

Ve gelelim en yakın şiddetli kışımız olan 1987'ye. 1987 de İstanbul'un efsane kışlarından birisiymiş. 5 Mart gecesini takip eden 4 gün boyunca aralıksız tipi şeklinde devam eden kar yağışı sebebiyle İstanbul'da hayat yine felç olmuş. Şehir merkezinde 1 metreye yaklaşan kar kalınlığı, İstanbul'un yüksek yerlerinde yetişkin bir adam boyuna kadar ulaşmış. Söz konusu kar yağışını o zamanki meteorologlar tahmin edememiş; hava durumunda 14 derece olarak verilen sıcaklıkla birlikte havanın güneşli olduğu da belirtilmiş ancak sabah kalkan İstanbullular, tipi ve -7 derecelik hava sıcaklığı ile karşılaşmışlar.

5 metre kar, surlar boyunda buzullar, şehre inen kurtlar... Ben yine aynı kışların yaşanmasını istiyorum. Biliyorum garip geldi bu isteğim birçoğunuza. Neyse... ;) Biraz da fotoğraflarla tarihe tanıklık etmeye çalışalım bakalım :)

Aşağıdaki yapışık iki fotoğraftan ilki Göztepe sahil yolu. 1929'da çekilen bu fotoğrafta kar kalınlığı en az 3 - 3 buçuk metre. İkinci fotoğraf da yine 1929 Mart'ı. Buz kütleleri İstanbul Boğazı'nı kapsamış durumda. Buzların üzerinde gezen insanlar...

Aşağıdaki fotoğraf da yine 1929 İstanbul'undan. 4 Şubat'ta tren istasyonunda çekilen bu fotoğrafta kar kalınlığı metrelerce.
Son olarak aşağıdaki fotoğraf ise 1987'den. Kar kalınlığı yaklaşık 1 metre kadar.
Vay be, neler yaşanmış neler...

Kib Öpt By!

16 Cevabımsı:

Adsız dedi ki...

ebesinin amı :O

Günay Doğan dedi ki...

Adsız, o nasıl bir tepkidir öyle :) Yavaş! :)

Göktuğ dedi ki...

Kışın soğuğuda sıcağıda bir arada yaşarsın.Sokaktayken soğuğun güzelliklerini yaşrasın,eve geldiğinde ise o çıtır çıtır yanan sobanın yanında oturup pembe panteri seyretmenin sıcaklığını yaşarsın.Soğuk insanı diriltir,canlandırır.Ama yaz adamı cıvık cıvık yapar.Bizim evin hemen yanında dik bir bayır vardı oradan yazın bile fayanslarla kayılıyordu o kadar dikti yani.Bayır caddenin yanına açılıyordu,bayırdan inen insanlar karşıdan karşıya geçerlerdi.Aynı zamanda bayırın bitiminde şerit gibi bir çukur vardı yazın kaydığımız zaman o hızla popomuz o çukura takılırdı(orada kayıpta poponu oraya takmak her babayiğidin harcı değildi tabiki ama babam bana çok kelle paça yedirmişti o yüzden ben şanslıydm)kışın o çukurun içi karla dolardı.Çok iyi hatırlarım (çünkü çok sinsice bir zevk almıştım).Yine o bayırdan kayıyorduk.Bayırın yanında asfaltın içinden çıkmış otlar vardı çocuğun teki korkudan o otlara tutunmuştu ben arkadan çocuğa bir toslamıştım yolun taa öteki tarafına geçmişti :D

Adsız dedi ki...

kisinin kendi cekmedigi fotograf ya da kendi hazirlamadigi imajlara kocaman, damga gibi site ismi yazmak? disardan biryerden bulmussun, amac icerige hizmet etmesi, fakat koskoca bir GUNAYDOGAN.COM, ne imgenin estetigi kaliyor, ne birsey. Domates biber patlican bir durum. Yaratmayip kullandigin her imgeye ismini yaziyor musun? Mesela resimler, banknotlar filan?

Günay Doğan dedi ki...

"Adsız" desem ki "haksızsın"; yalan olur. Haklısın, kesinlikle. Ama ne bileyim ya, alışmışım hep linki yazıyorum. Kesinlikle saçmalık ve kesinlikle haklısın...

emek dedi ki...

Güneş doğmadan hemen önceki o an varya(tan vakti mi deniyor ona), şimdi öyle olsa.. Aydınlıkla karanlık arası bir garip durum olsa işte. Camın önünde otursam,dışarıda yağan lapa lapa karı seyre dalsam,arkada da az önce keşffettiğim o muhteşem Erkan Oğur türküsü çalsa..Ben düşünsem,düşünsem,düşünsem..
Keşke, keşke yapabilsem :(

Göktuğ dedi ki...

Anonim bir kişi sürekli kirli çamaşırlarımızı çıkartıyor.Kemal Kılıçdaroğlu burayadamı dadandı dersiniz :P

gardoman dedi ki...

Babamlar anlatırdı.Vandada 1 metre falan yağıyormuş.Ama ben 7-8 yaşlarında flaan vanda hiç 1 metre + kar görmedim.Ama yinede iyi yağardı diz kapağımızı geçerdi.Bide o havada kaymak vardı ahh ahh

selda dedi ki...

1987 kışını çok iyi hatırlıyorum o zaman edirne 1.murat lisesi orta 2 ye gidiyordum.evimiz ahşap iki katlıydı.sabah kalktığımızda tahta kapımız tamamen karla kaplanmıştı. Rahmetli babam zorla kapıyı açıp kürekle yol açıp okula gitmiştik.Sonrada yoklama yapıldığında çoğu arkadaşımız gelmemişti ve okullar tatil olmuştu. keşke yine öyle karlar yağsa ama malesef yok

ismail gençtürk dedi ki...

keike nerde o kışlar bakalım belki bu kış şansa...

andromega dedi ki...

Ben yaz çocuğum ama kışları ve doğal olarak lapa lapa yağan karı çoookk seviyorum. Hele o bembeyaz hali ile kimsenin ayak basmadığı yerleri...Yokuştan aşağı kayan çocuklar (tabii büyüklerde :-) kar tatilleri ve o beyazın huzur dolu havası...tüm pislikler kısa süreliğine de olsa kapanmıştır artık. Odamın penceresinden bakardım uzun uzun o kar tanelerine...Vee ben başka diyarlarda kendi beyaz düşlerimde.......

Adsız dedi ki...

N EGÜZEL YA AQ ARTIK 10 SANTİM YAĞSA DİYE DUA EDİYORUZ :(

Adsız dedi ki...

İstanbul'da bunlara benzer kışları sık sık görmek dileğiyle.

Adsız dedi ki...

günay kukarda yazını okudum bu kar meselesinde kendimi hep yanlız hisederdim benim gibi kara aşık birinin olduğunu görmek çok güzel :D

Sinan dedi ki...

1987 kisi ile ilgili bir diger ayrinti da elektrik kesintileri ve firinlarda olusan ekmek kuyruklaridir.

mehmet göktuğ dedi ki...

vay beeee o günlerde ne kışlar yaşanmış keşke yine o kışlar gelse özelliklede ankaraya

Yorum Gönder

Yorum yapmak için "Yorumlama Biçimi" bölümünden "Adı/URL" bölümünü seçiniz. "URL" yazmanız şart değil ancak "Ad" bölümünü doldurun ki sizi adamdan sayalım. Öhö öhö!