Öncelikle erkeklerde sünnet de sorgulanabilir; bu konuyla ilgili başka zaman, başka bir yazıda görüşlerimi bildiririm. Zaten kadın sünnetine bakış açım da erkek sünnetine bakış açımdan çok farklı değil. Kadınların sünnet edilmesindeki amaç çok farklı. Müslüman erkekelerde dini inanç gereği yapılan bu sünnet; kadınlarda, "onların ilişkiden zevk almaması" için yapılıyor. Kadınların sünnet edilmesinde de çeşitli dini inançlar mutlaka mevcuttur ancak sünnetten sonra kadınların bir daha zevk alamaması, hem çok düşündürücü hem de çok üzücü. Kadınlarda sünnet, genel olarak klitorisin alınması şeklinde oluyor. Tabi sadece bununla sınırlı değil; daha tüyler ürpertici yöntemleri de var bu iğrençliğin.Yazdığım üzere ilk ve en hafif denilebilecek yöntem klitorisin kesilmesi; ki bu kesim işlemi bildiğimiz jiletlerle yapılıyor. Tamamen sağlıksız şartlarda; tıbbi açıdan uygunsuz yerlerde.
İkinci yöntemde klitoris ile birlikte, organ çevresindeki küçük ve birtakım büyük dudaklar da kesiliyor.
Üçüncü yöntemde ise işin iyice boku çıkartılıyor ve klitoris, küçük dudaklar ve büyük dudakların tamamı kesiliyor. Durum o kadar kötü bir hal alıyor ki, açık yaralar birleştiriliyor; idrar ve ay başı kanamaları için birkaç milimetre çapında bir açıklık bırakılıyor. Bazen açıklık o kadar küçük oluyor ki; erkekler cinsel ilişkiye girmeden önce, kadının organını bıçakla kesip, cinsel birleşmeye uygun hale getiriyor.
* Wikipedia
İşin vahşet yani bir tarafa; kadınların cinsel ilişkiden zevk almamasını istemek de nedir ya? Neden kadınlar cinsel ilişkiden zevk almasın ki? Neden hala kadınlar ikinci sınıf muamelesi görüyorlar? Bu sünnet de bir bakıma ikinci sınıf muamelesi görmenin ispatı değil midir? Bu "ikinci sınıf muamelesi" konusunu, kadınların cinsel hazdan yoksun bırakılmasına dayanarak söylüyorum nitekim erkeklere uygulanan sünnetin cinsel haz ile alakası olduğunu düşünmüyorum. Bu açıdan erkek sünneti ile kadın sünneti karşılaştırılamaz. Erkek sünnetinin yanında kadın sünneti tam bir vahşet ve insanlık suçu.
Bu vahşet sırasında kalıcı hastalıklara yakalanıp ölenlerden mi, yoksa aşırı kan kaybından hayata veda edenlerden mi bahsedelim? Şaştım kaldım. Maalesef arkadaşlarım, bu sünnet işlemine giren her 6 kadından birisi hayata veda ediyor.
Ve biz 2009 yılına giriyoruz. Garip!
Not: "Kadınların sünnet edilmesi" olarak anlattım ancak sizin de anladığınız üzere sünnet edilenler "kız." Genelde "kadın sünneti" olarak tanımlandığından, ben de "kadın" demeyi uygun buldum.
Kib Öpt By!
Devamını okuyun...




Özür dilemek bir erdemliktir de bu "özür dileyiş"lere verilen tepkiler, gerçekten insanı korkutuyor. Öyle bir millet halini almışız ki özür dilemekten bile kaçınır olmuşuz. "Biz kimseden özür dilemez, isteyenin kıçına tekmeyi koruz" gibi bir halet-i ruhiyemiz var ki; bu faşizmin diğer bir yüzüdür. Hatta "diğer yüzü" demeye ne hacet, faşizmin ta kendisidir.









Bu gece gökyüzüne baktım. Bakar bakmaz göz yaşları içerisinde kaldım. Dünya'mızın uygusu Ay, bugün Venüs'ü alıvermiş yanına. Öylesine bir alıverme değil elbette bu. Tamamen bilinçli yapılmış bir şey. Ay ile Venüs, bugün Türk bayrağı oluvermişti gökte.
Kib Öpt By!