Saatin çok geç olmasından kaynaklı, bu gece bir şey yazmadan yatacaktım ki kısa bir şey saçmalayayım dedim. Saçmalayacağım şeyi çok aramadım, "Ne saçmalasam acaba?" diye düşününce hemen aklıma geldi :)Bir sofra düşünün. Sofrada bir toplulukla oturduğunuzu düşünün. Bu topluluk aileniz ya da arkadaş grubunuz olabilir. Neyse, sofrada bir tabak ve tabağın içinda bisküviler olduğunu düşünün. Başlıyorsunuz, bisküvileri çay ile zıkkımlanmaya. Bir bakıyorsunuz ki tabakta sadece 1 adet bisküvi kalmış. O bisküviyi alır mısınız? Hemen bir ruh tahlili yapayım size. Eğer, tabaktaki son bisküviyi alırsanız; atılgan ve zaman zaman öküzümsü bir kişisiniz. Eğer, tabaktaki son bisküviyi çok isteseniz dahi almazsanız; son derece kibar olabilecek, edepli ve ahlaklı bir insan benzerisiniz.
Ben genellikle almam. Cidden almam hatta bende takıntı gibidir. Tabaktaki son "şey"i mutlaka başkasına bırakırım. Bu durum sadece bisküviler için geçerli değildir elbette. Aklıma sucuklu yumurta geldi. Sucuklu yumurtayı da bir tabakta ya da tavada başkalarıyla paylaşıyorsanız, son sucuğu alma problemi yaşayabilirsiniz.
Almayın efendim almayın. Aldığınız ne olursa olsun, "son" ise başkasına bırakın. Belki onun canı filan daha çok çeker ya da ne bilim, eğer siz alırsanız; diğerlerinin gözü kalır da "şey" boğazınızdan geçmez, ölürsünüz.
Evet efendim, saçmalamayla birlikte ilginç bir takıntımı da yazmış oldum. Saçmalamak bazen bünyeye iyi geliyor. Kendimi rahatlamış hissediyorum. Şu an son bisküvi ya da sucuk bana kalmış olsa, skerim nezaketi der ve afiyetle yerdim; o kadar da canım çekti yani. Neyse :)
Bu arada bu problemimsi takıntıyı sadece ben yaşıyorsam kendimi mal gibi hissederim. Sahiden dikkatinizi çekti değil mi tabaktaki son "şey" muhabbeti? Yani hayatta daha önce bu ne idüğü belirsiz şeye şahit oldunuz değil mi? Ya da düşündünüz değil mi içten içe, şu son bisküviyi alsam mı almasam mı diye? :) Düşünmediyseniz, yürüyün gidin! :(
Kib Öpt By!
Devamını okuyun...


Albümü, internetten indirmek yerine, müzik marketlerden alalım. Alalım ki Yorum, bu tip güzel albümler çıkarmaya ve "Başeğmeden" yolunda yürümeye devam etsin. 



Öncelikle bu eski dostumuzun ilk pati izleri, tam 400 yıl öncesine kadar dayanıyormuş. Yani 400 yıldır Anadolu'da yaşamını sürdürüyormuş bu hayvanlar. Ta ki 1970'li yılların ortalarına kadar. Evet, henüz son pantere gelmeden, onların acı hikayelerine biraz daha yakından bakalım.
Aşağıdaki fotoğraflar 1900'lü yılların ortalarına doğru çekilmiş. Birçok şeref yoksunu insan, bu hayvanları katletmiş, onlarla fotoğraflar çekilebilmiş.
Mesela, aşağıdaki resimde göreceğiniz Mantolu Hasan, tam 15 parsın katiliymiş. Zaten Anadolu parsına onun zarar verdiği kadar başka kimse zarar vermemiş.
Ve yavaş yavaş son panterlere doğru gelelim. Önce 1967'de katledilen panterden bahsedelim. Bildiğimiz Bolu Dağı'nda bir panter, avcılar tarafından vuruluyor, daha sonra leşi samanla doldurulup, para karşılığı insanlara gösteriliyor. O gün yaşanılan bu katlediliş, gazetelere şöyle yansıyor:
Ve geldik son panterimiz Benekli'yi anlatmaya. Hala hayatta olan ve son parsımız Benekli'nin saldırısına uğrayan Havva Köksal'ın hikayesi, aynı zamanda Benekli'mizin de hikayesi:
17 Ocak 1974 sabahı, Havva Köksal dere yatağı boyunca aşağıdaki bahçelere, yer elması toplamaya gidiyordu. Önden yürüyen kocası ve kayınbabası gözden kaybolmuşlardı. Şimdi dozerle doldurulmuş olan, o zamanki dere yatağında kocaman, benekli bir kedi yatıyordu. Havva hayatında ilk defa böyle bir hayvan görürken, belki Benekli de hayatında ilk defa bir insan görüyordu. Benekli, Anadolu’da görülen son Anadolu Panteri’nden başkası değildi. Havva Köksal, Benekli ile olan buluşmasını şöyle anlatıyordu:
İşte böyle bizim Anadolu panteri, parsı ya da leoparının hikayesi. Her ne kadar son panter bundan 34 yıl önce görülmüş olsa da hala Anadolu'nun bazı ıssız dağlarında çok az sayıda da olsa bu hayvanların yaşadığı söyleniyor. Ancak bu sadece tahmin, elde herhangi bir resim ya da video şimdilik yok. Aslında açıkca söylemek gerekirse, belki de resim vb. kanıtlar var ancak halka açıklanmıyor. Çünkü hala Anadolu'da bu hayvanları öldürmek kahramanlık sanılıyor ve o "kahramanlar" da Anadolu parsının yıllar önce bu topraklara veda ettiğini sanıyor. Eğer yeniden onların varlığını öğrenirlerse elde silah, yeni Beneklilerin peşine düşecekler.















