Bu aralar yine bir teori muhabbetidir gidiyor ülkemizde. Az önce yine bir haber sitesinde rastladım; haberde diyor ki "yapılan bir araştırmaya göre biyoloji öğretmenleri ve öğretmen adaylarının yüzde 16'sı evrim teorisini direkt olarak reddediyor"muş. Bu haber tüm internet camiasında "garip" olarak karşılandı. Garip olarak karşılanmasının nedeni ise evrim teorisine inanmayanların oranının bu denli yüksek çıkmasıymış: yüzde 16. Yine aynı araştırmada, biyoloji öğretmenlerinin yüzde 43'ü evrim teorisini geçerli olarak kabul ederken yüzde 30'u da çekimser kalmayı tercih etmiş. Geriye kalan yüzde 1'e demiş onu da bilemiyoruz.Burada evrim teorisi ile ilgili çeşitli kanıtlar ya da aksini iddia eden çeşitli belgeler sunarak ortalığın mına koymayacağım ama genelde bu tartışmalarla ilgili bazı saptamalarım var benim. Neler bu saptamalar?
Mesela, bu konuların tartışıldığı bazı forumlar var. Bu forumlarda söz konusu teoriyi ve benzeri konuları yüzlerce insan tartışıyor. İçlerinde konuya son derece hakim olanlar var; bir de hiçbir şey bilmeyip konuya atlayan canavarlar var.
Bu canavarların "evrim teorisi karşıtı" olanlarının en sık kullandığı laf:
"Ben maymundan filan gelmedim, siz maymunsanız onu bilemem:D"
Bu cümlenin sonunda mutlaka ":D" gülücüğünü görürsünüz. Genel anlamda "maymun", birçok kişiye hakaret amaçlı da kullanıldığından, kişilerde kötü bir imaj bırakmış. Bu imajı kullanarak "ben maymundan gelmedim" primi yapmak biraz basite kaçıyor sanırım.
Acaba insanların maymundan değil de aslandan geldikleri üzerine bir teori olsaydı ve şimdi evrim teorisi gibi revaçta olsaydı yine aynı canavar kardeşimiz, bildiğini okur muydu? Şöyle der miydi?:
"Ben aslandan filan gelmedim, siz aslansanız onu bilemem:D"
Belki yine derdi ama birkaç kez daha düşünürdü bence. Önceki "maymun" örneğindeki espri yeteneği bu örnekte biraz suya düşüyor "canavar" arkadaşımız için.
Bir konuda daha acayip bir belirsizlik var kafamda. Mesela namazında niyazında bir kişi, evrim teorisine inanamaz mı? Bu soruyu neden soruyorum çünkü birçok yerde "ya ateistsindir, evrim teorisine inanırsın; ya da inanansındır evrim teorisini reddedersin." cümlesini duyar oldum, okur oldum. Bu konuda da bilgi verebilecek arkadaşlar varsa iyi olur nitekim "dinine bağlı bir insanın evrim teorisine inancı olamaz" gibi bir kural bence çok baskıcı ve tutucu olur.
Konuyu çirkin yerlere çekmeyeceğiniz konusunda şüphem yok ama yine de çekme ihtimali olanlara kısaca "sktir git başka yere" diyorum.
Öyle yazdım işte...
Devamını okuyun...

Filmi izleyip de "zikeyim böyle filmi, bok gibi olmuş" diyen var mıdır acaba? Hayır varsa burdan adını filan söylesin biz de ona topluca küfür edeceğiz. Yok böyle bir film, yok böyle bir senaryo. Senaryo dedim de, Titanic'in senaryosu genel anlamda yapmacık değil, gerçek. 14 Nisan 1912'de Atlas Okyanusu'nda batan bir gemidir Titanic, bilirsiniz.
Bir de bahsetmeden geçemeyeceğimiz film müzikleri var elbette. Hepimizin bildiği filmin ana müziği nasıl bir şeydir öyle ya. Özellikle filmin içerisindeki sahnelere çok iyi bir biçimde yerleştirmişler, en hüzünlü sahnelerde söz konusu müzik çalınmaya başlarken "haydaa, anne peçete nerde; biz ağlamaya başlıyoruz" diye söylenmeden edemiyoruz valla.
Biz kabullenelim ya da kabullenmeyelim bazı ideolojiler vardır, ele silah almayı gerektirir. Bu ideolojilere göre "amaçların doğrultusunda", sen özgürlükçüsündür, savaşçısındır ve devlet senin özgürlüğünü kısıtlamak için oluşturulmuş bir baskı unsurudur. Bu ideolojiye göre de insan öldürürsün ama genellikle hedef aldığın kişiler "üniformalı" kişilerdir yani resmi görevler yapanlardır. İdeolojinin gereği savaşını devlete karşı verdiğin için, devlet yanlısı; devlet içerisinde örgütlenen herkesi düşman olarak görürsün ve onlara karşı silah kullanırsın, evet var böyle ideolojiler.
Neden Ali Sami Yen'de olamıyorum. Neden konseri izleyemiyorum? Hepinizin ilk akla gelen "neden"i maddi sıkıntılardır ki doğrudur, maddiyat nedeniyle konserde yer alamıyoruz.
Biz kabullensek de kabullenmesek de; ülkemizdeki bazı yobazlar istese de istemese de bu ülkedeki bir gerçekliktir eşcinsel olmak. Bir tercihtir, belki de tercih değildir; doğuştan gelen bir özelliktir ama en nihayetinde kabullenilmesi gerekendir.










*"Coca Cola kutusu" Evet, hala belki okullarda yapılıyordur ama biz ilkokuldayken Coca Cola kutusunu ayağımızla ezer ve futbol maçı yapardık. Kızlar da diklemesine kutuya ayağını sokar "topuklu ayakkabı" misali yürüyüp, ses çıkarırlardı.



Grup Yorum ile büyüdüm ben. Sol geleneği savunan bir ailenin üyesi olarak başka bir grup ile büyümem de abes olurdu sanırım. "Sıyrılıp Gelen" ile hayallere daldım, "Cemo" ile Dersim Dağları'nda türküler söyledim, "Cesaret" ile cesaretli olmayı, "Sevda Türküsü" ile aşık olmayı öğrendim.
Bir de Grup Yorum tamamiyle bizden. Götü kalkmış sözde sanatçılar gibi "elit bir tabaka"yı yansıtmıyor Yorum. Tamamiyle benim gibi senin gibi onun gibi. Grup Yorum'un yüzlerce eyleme, greve, mitinge, fabrika ve üniversite işgaline katılması da ne kadar "biz" den olduklarını yansıtmıyor mu sizce de?
Google'ın hizmetlerini kullanmayan var mıdır? En basitinden bu blog bile Google sayesinde. Ben birkaç yıldır ailemden harçlık almıyorum, bunun da en büyük sebebi elbette Google. Adamlar bana blog yapmam için hem alan veriyor hem de harçlığımı çıkarmam için reklam yayınlamama olanak sağlıyor.
Google ile rekabet edebilecek maalesef firma kalmadı. Birkaç yıl önce belki Yahoo'yu örnek olarak gösterebilirdik -ki Yahoo internetin ilk devidir- ancak şu an hepsi Google'ın yanında hikaye. Microsoft var. Onun da tek dayanağı Hotmail ve Messenger kaldı.
Sonra bu halkın daha iyi şartlarda yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Bu ikilemin bu halka zarar vereceğini düşünüyorum. Söz konusu ikilem: zengin - fakir adaletsizliği. Bu konuyu çok mu kafaya takıyorum bilemiyorum ama bu ülkenin büyük çoğunluğunun yaşadığı yoksulluğu, halkıma yakıştıramıyorum. Nazım'ın çocuklar için dediği "şeker de yiyebilsinler" lafı aklıma geliyor. Diyorum ki benim halkım da "zevk-i sefa içerisinde yaşayabilsin". Birkaç gün bile olsa, nedir zenginlik görebilsin. Bu istediğim Anadolu halkı için çok mu?
Düşünürsün bunları ve başlarsın mücadele etmeye. Önce kendi içinde verirsin mücadeleyi. İçten içe dersin ki "mücadele etmek tehlikelidir" evet, kesinlikle tehlikelidir ama halk hiçbir zaman aklından çıkmaz. Yaşın 20 olsa bile.

Bir an dönüp arkana bakarsın. Bazen düşünürsün, dersin ki "bu halk için değer mi acaba?" Hafif bir ikileme bile düşersin. Sonra nefes almak istersin, çıkarsın yürürsün caddelerde. Bir çocuk çıkar karşına, boyacıdır. Der ki "boyayayım mı abi?", bir an ayakkabılarına bakarsın "olm bu spor ayakkabı nasıl boyayacaksın lan?" dersin. "Kundura ayakkabın yok mu senin abi?" der, gülümser. Hay zikeyim böyle hayatı, böyle adaletsizlikleri dersin. Sonra "değer mi bu halk için" sorusu aklına gelir. Dersin ki "halkı bırak, bu çocuk için bile değer". Herşey hayal gibidir. Sen bu hayalin baş kahramanısındır.
Baş kahraman olarak sürekli aklında olan ve hiç aklından çıkmayan birkaç söz vardır, ilham verir sana. "İnsan olmak"ta ısrar etmen için bir sebeptir bu sözler. Hitler Almanya'sında bir rahibin ağzından çıkmıştır bu sözler:
İnternet ile ilgili olduğumdan ve web site tasarlamamdan kaynaklı birçok webmaster arkadaşım var. Webmasterın anlamı "web site geliştiren kişi" demek. Herneyse, bu arkadaşlarla ara sıra MSN üzerinden çeşitli sohbetler ediyoruz. Sohbetlerimizin çoğu "yeni projeler" ve internette yaşanan son gelişmelerle ilgili oluyor. Yeni projelerle ilgili konuşurken "nasıl bir site açarsak, ziyaretçilerimiz çok olur?" sorusu üzerinden hareket ediyoruz genelde. Bu sorunun tek cevabı var: "pornografik ya da erotik siteler açarak"
Şimdi hata filan dedim ama belki hatanın ne olduğunu anlayamamışsınızdır. Google, özel günlerde logosunda çeşitli değişiklikler yapıyor bildiğiniz üzere. Bu geceden itibaren de yine bir değişiklik yapıp "Uluslararası Nasreddin Hoca Festivali" ile ilgili bir logo yapmış. Logoya tıklayınca "Nasreddin Hoca" sayfasına yönleneceğine "Hasreddin Hoca" sayfasına yönleniyor. Yani Google Türkiye yetkilileri çok büyük bir hata yapmış durumdalar ve hatalarını 1 buçuk saattir hala düzeltmediler.




