Layık olmak ya da kendini avutmak

Bazen bir kişiye o kadar çok değer verirsiniz ki, o kişi sizin gözünüzde "acayip" bir varlık haline gelir. "Acayip" bir varlıktır ve o varlığı kendinize layık olarak görmezsiniz. Dersiniz ki, ben en iyi olsam bile; o kesin benden daha iyisine layıktır. O kadar iyidir, o kadar değerlidir.

Bu söylediklerim, kimilerine göre "hastalıklı bir ruh hali"nin belirtileri gibi algılanabilir ancak bu dediklerimi anlayabilmek için "yaşamak" gerekir. Söz konusu duruma dışardan bakınca "deli saçması" etiketi de vurulabilir ki vardır bu etiketi vuracaklar bu dediklerime. Deli saçması mıdır gerçekten de, bir insana aşırı derecede değer vermek?

Düşünürsünüz, düşünürsünüz; işin içinden çıkamazsınız. Belki de cesaretsizlik vardır işin içinde. O kişinin senin yanında mutlu olamama ihtimalini düşünürsünüz. Onu mutlu edemeyebileceğinizi düşünürsünüz ve işin içinden "layık olmamak" eylemi ile çıkarsınız. "Layık olmamak" sığınacak bir liman olmuştur belki de sizin için. Çok seversiniz bu iki kelimeyi: "layık olmamak" Onu artık başkasına layık olarak görürsünüz. "Onu, başkaları mutlu edebilir" dersiniz. Yürekten inanırsınız.

"Sığınacak bir liman..." Ya bu da bir kandırmacaysa? Ya gerçekten yaşanılan bir psikolojik çöküntüyse, saçmalamaksa? Ya artık konu ile ilgili sağlıklı düşünemez hale gelmişsen? Belki de layık olmayan "o"dur. Aslında sen daha iyilerine layıksındır, bu da olabilir. Bu saçmalığın içinden sıyrılamazsın. Kafayı yiyecekmiş gibi olursun.

Bu düşünceler, bu çıkmaz sokaklar, bu bilinmezlikler seni o kadar acınacak hale getirmiştir ki; kendini küçülmüş halde buluverirsin birden bire. Belki de "o" gözünde hiç büyümemiştir, sen küçülmüşsündür. Yani bir anlamda, o sana layıktır; senin bakış açın önemlidir.

Ve en nihayetinde, tüm bunları düşünmek artık boştur. Hayat, karanlık ve loştur. Israrla bir ışık beklersin, yakaladın mı o ışığı; bir daha bırakmayacağına yemin edersin. Ufukta bir ışık görürsün, sarılırsın. Işığa olan bağlılığın, bir cambazın ip üzerindeki gösterisine benzer. En ufak bir hatan, yeniden seni karanlığa gömecektir. Temkinlisindir, bu acınacak halden kurtulmak için söz konusu ışık, sadece "ışık" değildir. O aslında "hayat ışığı"dır. Arasındaki farkı görebilen var mı?

Ya da bırakalım farkı. Bu söylediklerimi anlayabilecek olan var mı? Kafam dağınık, çok yorgunum. Kelimeleri yan yana getiremedim, cümlelerimi istediğim gibi kuramadım. Ancak çok muazzam bir şekilde, kusursuz da yazsaydım bu yazıyı; yine neredeyse herkes anlamayacaktı bu yazdıklarımı. Bir hastanın halini ancak aynı hastalığa yakalananlar bilirmiş ya, bu da böyle birşey. Değil milyonda bir rastlanılan bir hastalık; 6 milyarda bir rastlanılan bir hastalık olduğunu düşünüyorum. O nedenledir ki, kimsenin benim kullandığım bu geceki dilimden anlayacağını düşünmüyorum. "Ne yazdı bu şimdi?" demeyin siktir edin.

Ben deli oldum!

Bugün çektiğim birkaç resmi sizinle paylaşayım. Tarif edilemez bir tutkuyla bağlandığım İstanbul, bugün yine çok güzeldi. Şöyle ki;


Resimler güzel aslında. Üzerine tıklayıp, büyük hallerini de görebilirsiniz. Nokia N73 ile bu kadar çekilebiliyor.

Neyse, yine anlamsız şeylerle kafanızı sktim. İçimi dökemediğim için, içimdekileri yazıya aktaramadığım için; size anlamsız gelmiştir bu içerik. Resimleri, ferahlatıcı olsun diye şey ettim :)

Öpt kib by ;)

10 Cevabımsı:

GÜLNUR dedi ki...

GÜNAY BEN SENN HASTALIKLI RUH HALİN OLDUĞUNU DEĞİL DE BAZI KONULARDA AŞIRI DERECEDE HASSAS OLDUĞUNU DÜŞÜNYORM. BUNN NEDENİ DE İNSANLARA AŞIRI DERCEDE DEĞER VERMEN. O DEĞER VERDİĞİN İNSANLAR GERÇEKTN VERDİĞİNİ HAKEDİYORLAR MI BUNU DÜŞÜN. EĞER HAYATI BİRAZ DAHA HAFİFE ALABİLİRSEN HRŞEY DAHA İYİ OLUR. ÖZELLİKLE DE DUYGUSAL MESELELRDE :p

GÜLNUR

Emre dedi ki...

Herhangi birine gereginden çok değer vermen kendini küçültmektir. İlk aşık oldugumda senin yaşadıgını bende tam anlamıyla yaşamıştım. Onu kusursuz görüyordum. Aşkımdan dagları delicek durumdayken bile beraber olabilme ihtimalini düşünemiyordum. Kendisi kusursuz oldugu gibi yanında da kusursuz biriyle benden çok dahi iyilerine layık diyordum. Bu cesaretsizlik mi kendine güvensizlik mi yoksa karşında ki kişinin seni çok etkilemesinden dolayı kimyanın bozulması mı bilemicem.

Bu arada resimler çok güzel =)

Adsız dedi ki...

ilginç bir yaklaşım böylesini de ilk kez gördüm. sen zaten başlı başına ilginç bir adamsın günay :D

Günay Doğan dedi ki...

Şimdi yine okudum da, gerçekten gece gece saçmalamışım. Hatta az önce yazıyı silsem mi diye de düşündüm. Benim anlatmak istediğim kesinlikle bu değildi. Doğru kelimeleri seçin, anlamlı cümleler oluşturamamışım.

Neyse, silmeyeyim. Hep anlatmak istediğimi, anlatacak değilim ya. Bu sefer de anlatamamış olayım.

selin dedi ki...

çok içten yazmışsınız yine... saçmalama filan değil kesinlikle bu... insana değer vermek ya da vermemek elde değil ki... fotoğraflar da fena değil... :) tekipteyiz...

Adsız dedi ki...

Günay abi, sen deli olunca böyle yazıyorsan, akıllı halini çok merak ediyoruz :D

tömbeki dedi ki...

sacmalıkk felann olmamıss:S buu aslında uzun bı suredırr ıcındee oldum durumunnn aynısının tıpkısıı bu durumdan da kurtulucagımı sanmıorumm bu yusden olsa gerekk yazıda kndımıı okumus gbı oldumm sabahın körü uyumadım hala.yazdıkların hıcde sacmalık gelmedıı gunay kı eger sacmalıksa:D uzun bı suredır bu sacmalıgın ıcındeyım galıbaaa

begonya dedi ki...

ya ben paragrafın ilk başlarında kendimi buldum resmen benim düşündüğüm şeyleri yazmıssın tşkr edrm..

Adsız dedi ki...

kesinlikle silme derim.başka birinin de benimle aynı duyguları yaşamış olmasının farkındalığı içimi bi nebze de olsa rahatlattı.aynı zamanda yazını da gayet anlaşılır buldum..ve evet o farkı her defasında görüyor ama çoğu zaman fazla düşünmemeye çalışıyorum.belki de yeni metodlar üretiyorumdur.. teşekkürler paylaşımın için.

Tuğba dedi ki...

bu yazı içime ayna tutmşş beee :D

Yorum Gönder

Yorum yapmak için "Yorumlama Biçimi" bölümünden "Adı/URL" bölümünü seçiniz. "URL" yazmanız şart değil ancak "Ad" bölümünü doldurun ki sizi adamdan sayalım. Öhö öhö!