06 Temmuz 2008 Pazar

Darbukacı çocuk ve aşağılık Günay

Nasıl yazılır, nasıl başlanır bilemiyorum ama bugün de 2 kardeşi anlatacağım size. Yorgun hem de aşırı yorgun iki kardeş. Onları bu hale getirenlere küfür etmeden önce, biraz iki kardeşten öncesini anlatayım size.

Bugün akşamüstü evde arkadaşlarla otururken ve telefonumdan müzik dinlerken, üst hoparlörlerinin patladığını farkettik. Geç olmadan hemen yola koyulup Eminönü'ndeki garanti servisine telefonu götürdük. İşimizi halleder halletmez tekrar kendi yakamıza döndük. Gece 10 gibi sahilde 3 arkadaş birkaç bira içerken İzmit'li, bizimle aynı yaşlarda olan bir çocuk sokuldu yanımıza. "Harem'e nasıl gidebilirim?" sorusu ile birlikte bizimle muhabbet etmeye başladı. Harem muhabbeti bitti ve konu birden saçmaya sardı. Evleniyorum arkadaşlar dedi. "Ne alaka lan, nasıl yani?" diye sormaya fırsat bile bulamadan kız arkadaşının hamile kaldığından filan bahsetti. Bu muhabbetten sonra kendisine kısaca "boku yemişsin kardeş" deyip, Harem'e nasıl gidebileceğini tekrar tarif ettik. Gece 12 civarı biz de koyulduk yola, semtimize giden son otobüsü yakaladık. Atladık en arkaya. İşte asıl anlatacağım konu tam burada başlıyor.

Herkes otobüse binip, ayakta beklemelerin başladığı bir anda 2 çocuk bindi arabaya. Onlar da arkaya doğru ilerlediler, tam yanımda oldukları sırada birisinin sol omzuna vurdum (ben sağ taraftaydım) ve sanki ben vurmamışım gibi numara yaptım; tabi çocuk anlamıştı benim vurduğumu, bana bakıp gülümsedi. "Gel hele" deyip çağırdım yanıma. Her zamanki klasik sorumuz olan "nerelisin sen bakayım?" sorusunu kendisine yönelttim. Doğulu olmasını bekliyordum ama "Zonguldaklıyım abi" dedi. Yanında bundan bir boy küçük bir çocuk daha vardı, daha sonra o çocuğun kardeşi olduğunu söyledi bana. Neyse, ben dedim ki "ne iş yapıyorsunuz, bu saatte Kadıköy'de?" Biraz duraksadı ve "darbuka çalıyoruz abi" dedi. Oha dedim içten içe, gecenin bu saatinde biri 12 diğeri 10 yaşında iki çocuk. (yaşlarını da sonradan öğrendim)

Yola devam ediyoruz, çocuklar benimle muhabbet etmekten sıkılmış olacaklar ki yere çömeldiler ve öylece otobüsün zeminine oturdular hemen yanı başımda. Yüzlerinde ve bedenlerinde o kadar büyük bir yorgunluk vardı ki, kendi kendime bu yorgunluğun bu küçücük çocuklara yakışmadığını düşündüm. Büyüğü daha yorgun görünüyordu. Omzuna bir kez daha vurdum ve "ben kalkayım da gel sen otur burada" dedim. Bana "yok abi sen otur" dedi ama ben "hadi" diyerek doğruldum, zaten kendisi de belli ki oturmak istiyordu. "İstemem ama yan cebime koy" tavrı vardı, e bu tavrı kesinlikle yadırgamadım çünkü bu ülkemizin çocuk emekçilerindendi. Bir müddet ayakta kaldım, yerimde oturan çocuğu izliyordum göz ucuyla. Sonra bir an kardeşine takıldı gözüm ve onun da oturması gerektiğini düşündüm çünkü gerçekten o da anlatılamayacak derecede bitkin haldeydi. Arkadaşıma göz işareti ile kalkmasını ve bu çocuğun yerine oturması gerektiğini söyledim, o da anlayışla karşıladı. Küçük çocuğa "hadi sen de git otur" dedim. O, en ufak bir tepki bile göstermedi, dünden razıydı kendisinden büyük birisinin verdiği yere oturmaya.

En nihayetinde iki kardeş de oturuyorlardı koltuklarda. Arkadaşımla birlikte çocukları izlemeye koyulduk. Biz onları izliyoruz ama onların bize bakacak halleri bile yoktu. O denli yorgun, o denli tükenmişlerdi. Küçük olan kardeş, büyüğünün bacaklarına başını yaslayarak uyumaya başladı. Büyüğü de duruma göre başını kardeşinin sırtına yaslayarak uyuyordu. Göz altındaki torbaları görseniz dersiniz ki "bu çocuklar haftalardır uyumuyor".

Büyük çocuğun üzerindeki eşofmanda büyük bir yırtık vardı, bacakları görünüyordu. O kirli elbiselerinin ardındaki temiz hislerini görür gibi oldum birden. "Çocuklar, kim sizi bu hale getirdi?" diye sormuyorum, onları bu hale getirip de cebini dolduran ibneler belli. Onlara ayrıca küfürlerimi ettim ben zaten ama o anda aklıma gelen bir anım, hafiften yüzümde bir gülümsemeye yol açtı. Şöyleydi anım:

Birgün yine Kadıköy'deki durakta semtimin otobüsünü beklerken ve sıra olmuş haldeyken bir çocuk tam karşımıza geçti ve yere koyduğu minik taburesinin üzerine oturdu. Başladı çalmaya, sıranın en arkalarında ben ile bir arkadaşım da çaldığı garip parçalarla dalga geçiyor, "ne çalıyor lan bu?" gibisinden saçmalıyorduk. Çocuk, işini bitirip taburesini ters çevirdi ve sıranın sonundan başlayarak para toplamaya başladı. Bizim yanımıza gelince, ben "yok valla" demiştim; çocuk da ama "sen de dinledin" demişti. Ben de yine arkadaşıma dönerek ve şakalaşarak "kulağımı mı tıkayayım mına koyim, bu ne lan" gibisinden bir tepki vermiştim.

Şimdi o lanet olası halimi düşünüyorum da utanıyorum kendimden. Bir tarafta hiçbir bok yapmadan harçlığını internetten sağlamaya çalışan terbiyesiz bir Günay, diğer tarafta sabahın köründe kalkıp, gece otobüslerde sürünen kirli elbiseli darbukacı çocuk.

Bir tarafta asıl "emekçi", diğer tarafta "emekçilerin hakkına değer veriyorum" deyip, kendi kendini tatmin eden, içini rahatlatan bir Günay.

Ulan şimdi ben kime küfür edip, kime ne diyeyim? Kendimden üstün bu çocukları görünce aslında ne kadar aşağılık bir insan olduğumu düşünüyorum.

Hayatın cefasını çeken onlar, sefasını çeken biz.

Not: Bu yazıyı buraya kadar aralıksız okuyan var mıdır bilemiyorum ama varsa da "nasıl okudunuz lan, helal olsun" diyorum.

18 Cevabımsı:

tömbeki dedi ki...

yıne gunayın guzel kalemı:) valla bı an bnde ole yapardım dedım kulamımı tıkaayayım yok paraa gecenın bı vakdı suphe duydum ısde ınsanlıgımdan saol gunayy

Adsız dedi ki...

yazıyı aralıksız okudum helal bana :) okunmaya değerdi emeğine sağlık. Her zamanki gibi haklısın kelimeler tıkanıyor söz bulamıyor insan sen yine bir meşgale bulmuş harçlığını çıkarıyorsun ben üniversitede baba parası yiyorum.Senden beterleri var yani kızma kendine. Ezgi..

Adsız dedi ki...

inan yazını aralıksız okudum:)fakat çelişkilerin fazla dramatik Bi de şöyle bişey var bi insan ya aktır ya da kara üçüncü halin olanaksızlığı vicdansa sorgumuz ya sen geçmişte de vicdanlıydın ya da hala vicdansızsın

Günay Doğan dedi ki...

İsimsiz, bazen vicdanlı olup olmamak farketmiyor. Biz, vicdanın muhasebesini yaparken birileri gerçekten önemli ölçüde eziliyor.

Birileri eziliyor da, bu ezilenleri ezenler var bir de. Onlar ki rezilliklerine rezillik katıyorlar.

Bir yazımda demiştim ya, birileri sıçmak için bile para öderken ve bu parayı bulamazken; birileri sıçacağı klozeti altın kaplıyor.

Bu adaletsizlikleri biliyorum ama hala ben de kendi eksikliklerime karşı önlem alamıyorum. Bu nedenle kendime "aşağılık" diyorum.

Bu arada tömbeki ve Ezgi size de teşekkürler. İyi söylemleriniz için :)

Adsız dedi ki...

şimdi ben kötü söylemlerim için sanırım kötü oldum belkide tek eksik bu :)

Günay Doğan dedi ki...

İsimsiz, ne alakası var yahu:) Yazımı sana cevap olarak yazdım, o nedenle ayrıca teşekkür etmedim. Hem neden kötü olasın ki? :)

Ortada kötü söylem filan yok. Ortamı germe lütfen :D ahaha:)

Ben yattım iyi geceler:)

Teşekkürler isimsiz:)

Adsız dedi ki...

cahide ben fakat kısa bellek zayıf şifreyi unuttum.. (gerginim) hadii hoşçakalın

Sertaç Yıldız dedi ki...

Günay bey, güzel betimlemişsiniz ancak suçu kendinizde bulacağınıza ve kendinize aşağılık diyeceğinize, onları bu hale getiren sisteme sövün ya da ona karşı bir şeyler yapın.

Saygılarımla

ceMre dedi ki...

öncelikle:yazını aralıksız okudum çünkü anlatımındaki hoşluk beni çekti, çok güzel bi anlatımın var okuyucuyu hiç sıkmıyorsun bayılıyorum diyebilirm.!Yazına ana konusuna gelince kendine aşağılık demen bence çok ta doğru değil, bu aşağılık kelimesini asıl hak edenler çocukçağızları bu hale düşürenler bence kendini suçlu hissetme(çok):)neyse anlatımın çok güzel...o çocukları o hale düşürenler utansın ve kendine aşşağılık desin, sen değil...

BnYmN dedi ki...

Dİyecek bi'şey yok söylenmesi gereken herşeyi söylemişsin...

Adsız dedi ki...

iyisin günayım...devam derim ben...Deniz DOĞAN

tugba dedi ki...

yazık bu çocuklara... bu çocuklara bu işleri yaptıranları varya bir güzel dayağı basacaksın hatta ıslatıp ıslatıp döveceksin günlerce... bunu aklımdan geçirdiğim an şudur... bir çocuk ayakkabı boyar, hemen yanından önlüklü, elinde beslembesi, sırtında çantası ve diğer elinden de annesi veya babası tutmuş çocuğunu okula götürür ve boyacı çocuk öğrenciye öyle bir bakar ki o bakıştan herşeyi anlarsınız ve içiniz yanar... işte o zaman edilecek küfürün haddi hesabı yoktur...

santraforr dedi ki...

ilk defa bu kadar uzun olan bi yazıyı okuyorum internette ,ama iyiki okumusum dedim kenki kendime yasadıgın olaydan iyi bir ders cıkartmıssın keske hepimiz oyle olabilsek. ayrıca sitende cok guzel olmus basarılarının devamını diliyorum

Adsız dedi ki...

ne demek hocam sen okunması için yazıyorsan bizde ders çıkarmak için okuruz... tebrik eder başarılarının devamını (yazılarının da) dilerim.

amanhem dedi ki...

hmm,
şimdi bu kadar uzun yazıyı okuyup birde 14 tane yorumu okuduktan sonra yorum bırakmamak olmazdı.
Aslına bakarsanız günlük yaşamımızda heran olagelen bir olayı betimlemişsiniz ve bu betimlemeniz ile öyel tahmin ediyorum ki yazınızı okuyan herkes sizinle beraber o anı yaşamıştır. Benim yaşadığım gibi. Gelelim asıl meseleye.
Bu betimledikleriniz olması gereken şeyler aslında. Bu doğanın gereğidir diyebiliriz. Bunu anlatacağım şu olaya benzetebiliriz; Birçoğumuzun afrika belgesellerini izlemişizdir ve bu belgesellerde aslan hep yavru ceylanı kovalar ve avını yakalar yerdi. Bizlerde ekranlarımızın başında "vay anasını, ceylan nasılda seke seke kaçmaya çalıştı, ama aslanda az değil miş, atladı üstüne ceylanın, ...." gibi sözler sarfetmişizdir. Şimdi biz aslana ceylanı yeme "ot" ye diyemeyiz. Çünkü o yapması gerekeni yapıyor. Belki de bu biz insanlara bir tür örnektir. yani hayatımızda herzaman ceylanlar olmayacak, arada aslanlar ve aslanlara yem olmuş ceylanlar görmemiz muhtemeldir.

Adsız dedi ki...

günay ben ister inan ister inanma aralıksız okudum ve çok güzel bu yazıyı yazan ellerine salık günay arkadaşım

Günay Doğan dedi ki...

Bu yazıyı yazan "ben" olarak, çok teşekkür ederim isimsiz:)

Serkan dedi ki...

Eyvallah. Sonuna kadar okudum, güzel yazmışsın, ama aşağılıkta değilsin, bu yazıyı buraya yazdıysan, zahmet edipte o zaman aşağılık değilsin. Helal

Yorum Gönder

Küfür edin ama ortalığa edin, kişilere etmeyin. İmla kurallarına da uyun, başka da bir şey istemiyorum:)