Evet, bu geceki konum "korku filmleri". Daha doğrusu Türklerin çektiği korku filmleri. Biraz acımasız olacağım, eleştireceğim. Böyle olmaz zaten, hepsi rezalet; hepsi birer berbatlık abidesi.Az önce 2007 yapımı "Musallat" adlı korku filmimizi izledim. Film, "cin"leri konu alıyor. Cinlerin insanlara aşık olabileceği, onları kıskanabileceği, onlarla ilişkiye girebileceği hatta onlardan çocuklarının olabileceğini anlatmış uzunca. Bildiğiniz üzere bu hikayeler Anadolu'da bolca dolaşmakta, yani cinlerin, insan kılığına girebileceğinden filan behsedilmekte. "Bu ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemeyeceğim" demeyeceğim çünkü elbette bu tip şeylere inanmıyorum, inanamıyorum. Herneyse, konumuza dönelim.
Musallat adındaki filmimiz de diğer korku filmleri gibi son derece berbat. İnsanları nasıl korkutabileceğini bilmiyor sanırım yapımcılar. İçinizdeki bazı kişiler "ulan o zaman kolaysa sen git korku filmi yap" diyeceklerdir ancak onlara diyeceğim şu ki; "herkes kendi işini yapmalıdır". Daha doğrusu herkes kendi işinin en iyisini yapmalıdır. Korku filmi çeken yönetmenler de korku sinemasının hakkını vermelidir.
"Korkunç Bir Film" serisi var, bilen bilir. Bu seride, dünyada çekilen korku filmlerinin bazı sahneleri yeniden "komedi" unsurlarıyla bezenip çekiliyor. Deyim yerindeyse korku filmleriyle taşak geçiliyor. Zaten "Korkunç Bir Film" serisini izleyen herkes de çok gülmüştür. İşte bizim yönetmenlerimizin çekmeye çalıştığı korku filmleri, "Korkunç Bir Film" serisinin biraz daha ciddi versiyonu. Nitekim ben bazen korku filmi mi izliyorum yoksa komedi mi şaşırıyorum.
Hep aynı sahneler. Pardon sahne filan da yok ortada. Türk filmlerinde insanları korkutmak için sadece "ses efekti"ni kullanıyorlar. Elbette, korku filmlerinde "ses" çok önemlidir ancak "ses" sadece korkutmak için kullanılıyorsa ve filmin diğer unsurlarının önüne geçiyorsa, orada bir "dur" derim ben.
Genelde kahramanımız bir odada sakince bekliyordur. Sonra odanın bir köşesinden çok hafif bir ses gelir. Kahramanımız, o küçük sesin gelebileceği yöne bakıp yoğunlaştığı an -ki burada sadece kahraman değil, seyirciler de yoğunlaşır- ani bir ses fırtınası!!! Biz de insanoğlu olarak ister istemez, refleksimiz gereği sıçrarız ve "çok korktum mına koyim" deriz. Evet, korktuk ama bu korku ucuz bir korku. Biraz dikkat edilirse filmdeki sahnelerin tümü hep "ani ses" öğesi üzerine kurulu. Ne görsellik var, ne insan ilişkileri var, ne adam gibi bir konu var. Tek var olan "ses".
Bir de "korku filmleri" kuşağı içerisinde sayılan "yaratık filmleri" var. Yabancıların yarattığı yaratıklar da çok komik ama hiçbiri bizimkiler kadar komik olamaz. Ulan bazen düşünüyorum, ben öyle yaratıklarla karşılaşsam, sanırım gülmekten ayağa kalkamam.
Ciddi bir konuydu ama bahsedilmesi lazım olan bir konuydu. Bir de farkındasınızdır, ben yapıcı olmadım bu konuda yıkıcı oldum. "Korku filmleri"nde başarızı olduğunu düşündüğüm sinema dünyamız bence "komedi filmleri"nda dünyanın belki de en iyisi. Neden peki sizce? Çünkü biz korkunç insanlar değiliz, o kadar iyi insanlarız ki "korkunç olma" taklidi bile yapamıyoruz. Hep neşeli, hep komik insanlarız. O nedenle de "komedi" tarzında çok başarılıyız.
NOT: Son paragraf, "korku filmleri"mizi acımasızce eleştirdiğim ve ortamı gerdiğim için "maksat ortam yumuşasın" tarzında yazılmıştır. Yoksa hep yıkıcıyımdır, söylemesi ayıp. !!!
O ses neydi lan?
Devamını okuyun...

SESİMİ DUYAN VARMI?
Ulan işin kötüsü bu hayatıma etki etmiş, hatta günde en az 1 litre tüketmemle hayatıma damga vurmuş bu içeceği içince utanıyorum içten içe. Nedenini hepiniz biliyorsunuzdur, emperyalizme doğrudan destek verdiği hatta emperyalizmin ta kendisi olduğu açık ve net Coca Cola'nın.
Sakın "bize neden denk gelmiyor bu nesneler" deyip de üzülmeyin. Açın buzdolabınızı size bir süprizim var. Açın açın valla gidin buzdolabını açın ve bir domates ile bıçak kapıp gelin. Tabak da alın ki domatesin suyu yere dökülmesin. Neyse aldınız mı? He, tamam. Şimdi domatesi ortasından ikiye ayırıyoruz. Gördüğünüz üzere birçok damar şeklinde çizgiler var, o çizgilerden 3 tane yan yana şekilli gelen de vardır mutlaka iyi bakın. "Aaa evet var lan" dediğinizi duyar gibiyim. He işte o sıradan çizgiler değil, üzerinde Allah yazıyor. Ve bir haber böyle oluşturuluyor.

